Fakir Yılmaz

Kurban, kan ve kavala...

Fakir Yılmaz

Yaşanan ekonomik sıkıntılar dolayısıyla birçoğunun kesemediği ya da benim gibi bütçesini zorlayıp kestiği kurban etlerini aileleriyle oturup ancak yiyebilen, bayram tatili günleri içinde Suriye’ye yeniden girme sinyallerinin verildiği şu günlerde, yerine önce kayyum atanan sonradan ne hikmetse yeniden görevine geri dönen, ardından da aldıkları maaşları, yakınlarının başında oldukları kurum aracılığıyla yurt dışı gezileri düzenledikleri iddia edilen Kızılay Başkanı açıklama yapıyor: “Kan lazım”

Ne tesadüf ki aynı günlerde ülkenin birçok yerinde çocuk fotoğrafları ile süslü ilan, duyuru, görsellerde “ilik aranıyor...” denilerek art arda kampanyalar düzenlenirken, devletin sahiplenmesi gereken SMA hastaları için yasal yada yasa dışı kampanyalarla para toplamaya çalışıldığını da görüp, izlerken “kan aranıyor” kampanyalarının yeniden başlatılmış olduğunu duyuyoruz..

Kabul etse de etmese de her gün biraz daha yaklaşan seçim sürecine giren ve seçimi kazanmak için taze kana ihtiyaç var diyerek kampanya yürüttüğü şu günlerde Kızılay ve şubeleri aracılığı ile ve “İlik aranıyor” başlıklı haberler ile kan toplanıyor.

Halkın oyları ile seçilmemiş, bakanlar gibi atanmış memurlarıymış gibi belediye başkanlarının büyükelçi ya da yabancı biri ile görüşmesini izne bağlayan iktidarın 4 dönemdir Ardahan milletvekilliğini yapan Atalay'ın tayfasını yanına alıp, yeniden açılan kan kampanyasına destek verdiğini de gördüğümüz, durup dururken “Kan neye lazımdır, neden sanki bir yerde düğmeye basılmış gibi kan toplama kampanyaları başlatılır?” sorusu da akla geliyor.

Buna baktığımızda kanın, ben dahil, her an yaralanacak birine lazım olabilir veya yaşanacak bir savaşta, çatışmada ya da büyük bir depremde veya toplumsal olaylarda hastanelerin acil servislerinin dolmasında lazım olacağını anlarız.

Cemaatler gibi bir taraftan kurban, diğer yandan kan arayan Kızılay’ın gerçek kan, siyasilerin ise yeni isim ve kampanyalar ile taze kan yani yeni bir enerji aradığı esnada  kanın çok konuşulması da, dillendirilmesi de hayra alamet değildir.

Bu hayra alametsizlik karşısında Suriye'ye yeni askeri birliklerin kaydırıldığı şu dönemde kan çok mu lazım olacak diye düşünenlerdenim...

GERGİN SİYASET…

Kan depolarının doldurulmaya çalışıldığı, siyasilerin taze kan aradığı,  HDP adaylarının çeşitli bahaneler ile gözaltına alındığı, CHP’nin açıklamalarının haber değeri olarak görülmediği, İYİ Parti ve diğer irili ufaklı partilerin havuz medyasınca yok sayıldığı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere, siyasilerin seçime doğru giderken toplumu geren çıkışlar yaptıklarına şahit oluyoruz.

Sonuç olarak yeni bir seçime doğru gidiyoruz ama genel seçimlerde bir mücadele varmış gibi kavgacı, toplumu geren açıklamalar izliyoruz. Suriye sınırında askeri toplantılar yaparak zaten gergin olan toplumu yeni gerginliklere sürüyoruz...

Türkiye'nin sınırları ile oynanan haritalara çok kızan ama Ülkü Ocaklarına yaptığı ziyarette eline sıkıştırılan haritayı büyük bir keyifle gösterip, fotoğraf çektiren iktidarın küçük ama etkili ortağı Bahçeli'nin yasal ve anlaşmalar gereği Yunanistan'a bırakılan ada ve adacıkların Türkiye'nin sınırları içinde gösterdiği haritalara verdiği ya da vermediği tepkileri de anlayamıyoruz.

Tam da bu günlerde, Osman Kavala için 2019'da verilen tahliye kararının uygulanmaması nedeniyle Türkiye'nin Kavala’ya 7 bin 500 Euro ödenmesine karar verdiği haberini de alıyoruz.

Kısacası bayram tatili boyunca uzak kalmaya çalıştığım gündemi takip etmeyip, moralimi bozmayarak, enerji toplayayım derken 3 Y yani Yolsuzlukla, Yoksullukla, Yasaklarla mücadele edeceğini belirtip, 3 K ile bir hayli sıkıştığını gördüğümüz yorgun, şaşkın süreci götüremeyen metal yorgunu bir iktidarın her an alacağı bir seçim kararı ile ya herro ya da merro demeyi düşünmekten bir hayli yorulduğunu da görmekteyiz.

Kurban, kan ve kavala...

Yaşanan ekonomik sıkıntılar dolayısıyla birçoğunun kesemediği ya da benim gibi bütçesini zorlayıp kestiği kurban etlerini aileleriyle oturup ancak yiyebilen, bayram tatili günleri içinde Suriye’ye yeniden girme sinyallerinin verildiği şu günlerde, yerine önce kayyum atanan sonradan ne hikmetse yeniden görevine geri dönen, ardından da aldıkları maaşları, yakınlarının başında oldukları kurum aracılığıyla yurt dışı gezileri düzenledikleri iddia edilen Kızılay Başkanı açıklama yapıyor: “Kan lazım”

Ne tesadüf ki aynı günlerde ülkenin birçok yerinde çocuk fotoğrafları ile süslü ilan, duyuru, görsellerde “ilik aranıyor...” denilerek art arda kampanyalar düzenlenirken, devletin sahiplenmesi gereken SMA hastaları için yasal yada yasa dışı kampanyalarla para toplamaya çalışıldığını da görüp, izlerken “kan aranıyor” kampanyalarının yeniden başlatılmış olduğunu duyuyoruz..

Kabul etse de etmese de her gün biraz daha yaklaşan seçim sürecine giren ve seçimi kazanmak için taze kana ihtiyaç var diyerek kampanya yürüttüğü şu günlerde Kızılay ve şubeleri aracılığı ile ve “İlik aranıyor” başlıklı haberler ile kan toplanıyor.

Halkın oyları ile seçilmemiş, bakanlar gibi atanmış memurlarıymış gibi belediye başkanlarının büyükelçi ya da yabancı biri ile görüşmesini izne bağlayan iktidarın 4 dönemdir Ardahan milletvekilliğini yapan Atalay'ın tayfasını yanına alıp, yeniden açılan kan kampanyasına destek verdiğini de gördüğümüz, durup dururken “Kan neye lazımdır, neden sanki bir yerde düğmeye basılmış gibi kan toplama kampanyaları başlatılır?” sorusu da akla geliyor.

Buna baktığımızda kanın, ben dahil, her an yaralanacak birine lazım olabilir veya yaşanacak bir savaşta, çatışmada ya da büyük bir depremde veya toplumsal olaylarda hastanelerin acil servislerinin dolmasında lazım olacağını anlarız.

Cemaatler gibi bir taraftan kurban, diğer yandan kan arayan Kızılay’ın gerçek kan, siyasilerin ise yeni isim ve kampanyalar ile taze kan yani yeni bir enerji aradığı esnada  kanın çok konuşulması da, dillendirilmesi de hayra alamet değildir.

Bu hayra alametsizlik karşısında Suriye'ye yeni askeri birliklerin kaydırıldığı şu dönemde kan çok mu lazım olacak diye düşünenlerdenim...

GERGİN SİYASET…

Kan depolarının doldurulmaya çalışıldığı, siyasilerin taze kan aradığı,  HDP adaylarının çeşitli bahaneler ile gözaltına alındığı, CHP’nin açıklamalarının haber değeri olarak görülmediği, İYİ Parti ve diğer irili ufaklı partilerin havuz medyasınca yok sayıldığı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere, siyasilerin seçime doğru giderken toplumu geren çıkışlar yaptıklarına şahit oluyoruz.

Sonuç olarak yeni bir seçime doğru gidiyoruz ama genel seçimlerde bir mücadele varmış gibi kavgacı, toplumu geren açıklamalar izliyoruz. Suriye sınırında askeri toplantılar yaparak zaten gergin olan toplumu yeni gerginliklere sürüyoruz...

Türkiye'nin sınırları ile oynanan haritalara çok kızan ama Ülkü Ocaklarına yaptığı ziyarette eline sıkıştırılan haritayı büyük bir keyifle gösterip, fotoğraf çektiren iktidarın küçük ama etkili ortağı Bahçeli'nin yasal ve anlaşmalar gereği Yunanistan'a bırakılan ada ve adacıkların Türkiye'nin sınırları içinde gösterdiği haritalara verdiği ya da vermediği tepkileri de anlayamıyoruz.

Tam da bu günlerde, Osman Kavala için 2019'da verilen tahliye kararının uygulanmaması nedeniyle Türkiye'nin Kavala’ya 7 bin 500 Euro ödenmesine karar verdiği haberini de alıyoruz.

Kısacası bayram tatili boyunca uzak kalmaya çalıştığım gündemi takip etmeyip, moralimi bozmayarak, enerji toplayayım derken 3 Y yani Yolsuzlukla, Yoksullukla, Yasaklarla mücadele edeceğini belirtip, 3 K ile bir hayli sıkıştığını gördüğümüz yorgun, şaşkın süreci götüremeyen metal yorgunu bir iktidarın her an alacağı bir seçim kararı ile ya herro ya da merro demeyi düşünmekten bir hayli yorulduğunu da görmekteyiz.

Yazarın Diğer Yazıları